İçtihadı Birleştirme Kararı ile Avalde Eşin Rızasının Aranmayacağına Karar Verildi


Kefalet sözleşmelerinde eşin rızasının aranması hükümlerinin aval için de uygulanıp uygulanmayacağı hususu tartışmalı idi, konuya ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı ve Yargıtay’ın çeşitli Hukuk Daireleri içtihatları arasında çelişkiler mevcuttu. Yargıtay Büyük Genel Kurulunca 20.04.2018 günü içtihadı birleştirme kararı verilmiş nihayetinde kefalette uygulanan eşin rızasına ilişkin hükmün avalde uygulanmayacağına karar verilmiştir.

TBK m. 584’te kefalet sözleşmesinde eşin rızasının aranacağı hususu düzenlenmiş ve TBK m. 603’te ise bu hususun gerçek kişilerce kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. 28.03.2013 tarihli 6455 sayılı Kanunun 77. Maddesiyle ticari hayatın akışını kolaylaştırmak amacıyla TBK m.584 hükmüne üçüncü fıkra eklenerek kefalette eşin rızasının aranmayacağı haller sınırlı bir şekilde sayılmıştır. İlgili hükümde avalin bu istisnalardan biri olarak sayılmamış olması iki farklı değerlendirme yapılabilmesini neticelemiştir: Bir görüşe göre sınırlama yapılırken avalin sayılmamış olması TBK m.603 kapsamında bırakılmak istenmesindendir. İkinci görüşe göre ise kanun koyucu ilk andan itibaren avali eşin rızasına tabi kılmadığı için bu hususta düzenleme yapmaya gerek duymamıştır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında ikinci görüşü benimsemiş, kambiyo senetlerinin kendine has özellikleri nedeniyle aval bakımından eşin rızasının aranmaması gerektiğine hükmetmiştir. Kararda aval verenin evli olup olamadığı hususunu tetkikin hamile yüklenmesinin kambiyo senedinin tedavül kabiliyetinin süratiyle bağdaşmayacağı, aval ve kefaletin fonksiyonlarının farklı olması, eşin rızasının aranmasının kambiyo senetlerinin temel ilişkiden bağımsız olması ilkesiyle bağdaşmadığı hususlarına dikkat çekilmiştir. Kefalette eşin rızasının aranmasının temel sebebi olan ailenin ekonomik bütünlüğünün korumasına yönelik tehditler için ise kambiyo hukukunda her halükarda TMK m.2 hükmü gereğince hakkın kötüye kullanılması hükmünün amir olduğu belirtilmiştir.

http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2018/10/20181016-20.pdf